Ağlamıyorum Gözüme Adamantiyum Kaçtı “Logan Değerlendirmesi”


Beklentiler hayatımızda olduğu gibi sinemada da çok önemli bir yere sahip. Bir filmden ne kadar etkileneceğimizi de beklentilerimiz belirliyor. Bir filme ne kadar büyük bir beklentiyle gidiyorsanız o kadar büyük bir hayal kırıklığına uğrama şansınız da artıyor. Geçtiğimiz sene bunun birçok örneğiyle karşılaştık. Fakat Fox iki tane filmle yüksek beklentileri karşılamayı başararak süperkahraman filmlerine aradığımız bazı olmayan lezzetleri bizlere sunmaya başladı.

Bu trend ilk olarak geçen yıl Deadpool ile başladı. Küçük bütçesine ve sınırlı senaryosuna rağmen film Marvel’ı bile kıskandıracak bir başarıya kavuştu. Şimdi Fox aynı şeyi Logan’la da başarıyor ve süperkahraman filmiyle en sevdiğim türlerden biri olan yol filmlerini birleştiriyor. Birçok insan Logan’ı izledikten sonra ilgi alanlarına göre bazı yapımlara benzetti. Örneğin Sony Playstation oyunu Last of Us ya da Cem Yılmaz’ın Hokkabazı. Bunlar birbirinden çok alakasız gibi görünse de içinde yolculuk barındıran filmler ve yolculuk filmleri her zaman insanın kendiyle ve çevresindekileriyle bağ kurmasını sağlayan filmler olmuşlardır. Bence Logan’ın en güzel yanı da buydu. Bize çevremizdeki aileleri hatta kendi ailemizi süperkahraman yoluyla anlatmaya çalışan ilk filmdi bana göre.

HALA FİLMİ İZLEMEDİYSENİZ BURADAN SONRA SPOİLER TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYASINIZ

Logan geçmişi travmalarla dolu bir karakter ve adeta bu filmde günah çıkararak mutsuzluğunu ölümle gidermeye çalışırken ansızın huzuru bularak uğruna ölmeye değecek bir evlat sahibi oluyor. Charles Xavier tüm hayatını ailesine adamış ve ailesini yitirmiş bir dede olarak tekrar ailesini bir araya getirmeye ve gerçekten de evlattan daha değerli olabilen dede torun ilişkisinin tadını tadıyor. Küçük Laura ise benzeri küçük mutantların aksine gerçek bir aile sahibi olmanın şansına sahip oluyor.

Aslında tüm bunları filmden önce de biliyorduk. Peki başta bahsettiğim büyük beklenti neydi? Tabii ki tüm bu süperkahraman filmi ve aile draması ikilisinin bir arada nasıl bulunabilmeyi başarıp başaramayacağıydı. Tabii ki ikisi birbirinden bazı şeyleri eksiltse de bana göre James Mangold bu iki çok farklı türü mümkün olabilecek en iyi şekilde harmanlamış ve 17 yıldır tam olarak yeterli değeri göremediğini düşündüğümüz Hugh Jackman ve Patrick Stewart’a çok duygusal ve güzel bir veda şansı sunmuş. Tabii ki bu ailenin annesi de unutulmamış ve bence filmin en büyük sürprizi de bu olmuş. Stephen Merchant’ın Caliban performansı filmin en güzel sürprizi oldu benim için.

Başta da söylediğim gibi bu film en başta Logan’ın günah çıkarması. Bunun için de yapılabilecek en güzel şeyi düşünmüşler ve Logan’ı kendi kötü geçmişine karşı mücadele verip ondan tamamen kurtularak veda etmesini sağlamışlar. Proffesor X’in vedası ise o kadar parıltılı olmasa bile filmin gerçekçiliği ile ömrünü adadığı şeyin ellerinden bulduğu ölüm son derece trajik ve etkileyiciydi.

Ne yazık ki filme görsel bir yorumda bulunamayacağım. İzlediğim salon o kadar kötüydü ki filmin tadını kaçıramasa bile her zaman aradığım iki boyutlu film izleme keyfimi elimden aldı diyebilirim. Fakat anladığım kadarıyla da filmin postapokaliptik havası çok güzel yansıtılmış ve Mad Max Fury Road’da da olduğu gibi bu filmi de siyah beyaz izlemek çok büyük bir keyif olacak.

X-23 yani Laura rolünde olan küçük kızımız Dafne Keen’e apayrı bir bölüm ayırmasaydım bu yazıyı eksik bırakmış olurdum. Bu yaşta böyle bir perfomans gerçekten inanılmaz. Ben oldum olası çocuk oyunculara biraz mesafeli olmuşumdur ve fakat bu gördüğüm en iyi çocuk oyuncu performansıydı kesinlikle. O kan ve şiddet dolu sahneleri nasıl hissettirmeden oynattılar bilmiyorum ama Wolverine’in öfkesini Hugh Jackman kadar iyi yansıttı ve klonluğunun hakkını verdi.

Yazıyı sonlandırırken başka yerlerde okuyabileceğiniz filmle ilgili bazı eleştiriler hakkında konuşmak istiyorum. Onlar da haklı ama başta belirttiğim gibi bunlar tamamen beklentiyle orantılı durumlar. Onlar sinemasal bir devrim bekliyorlardı. Ben ise sadece basit ve duygusal bir veda bekliyordum. Benim beklentim gerçekleştiği için memnunum ama onların bekledikleri “vaaay beeee” durumunu ben de yaşamadım. Hatta iyi ki de yaşatmadı…