Sinema diyor ki: -Radyonun sesini aç! “Talk Radio”


   Şu sıralar en çok ihtiyacını hissettiğimiz şey galiba konuşan insanlar. Sadece konuşmayan, düşüncelerini konuşarak anlatan,  amacı iletişim kurmak olan, beceremiyorsa zarar vermeyi amaçlamayan insanlar. (Hayır, Facebook’tan atarlı cümleler paylaşmak sayılmıyor. )

   Bahsetmek istediğim “Talk Radio” isimli 1988 yapımı film. En sevdiğim kitle iletişim aracının, en sevdiğim yanları olan; “derdini anlatmak ” ve “dinleyiciye söz hakkı tanıma” özelliklerini çarpıcı bir hikaye ve apacık bir anlatımla aktarmayı başarmış.  Film, 1984 yılında bir Neo-Nazi tarafından öldürülen Alan Berg  isimli Yahudi bir radyo programcısı hakkında. Film konu hakkındaki uyarlamalar zincirinin son halkası. Stephen Singular’ın kitabının, filmin başrol oyuncusu Eric Bogosian ve Tad Savinar tarafınan yapılan tiyatro uyarlamasının, Oliver Stone yönetimindeki sinemaya uyarlanmış hali. Bana göre içeceğiniz en güzel  tavşan çorbalarından biri olabilir. Yayına bağlanan dinleyicilere yaptığı bir nevi tokat gibi sert ve zeka ürünü esprilerle harmanlanmış  sohbetiyle, Dallas’ın en çok dinlenen  radyo programının Yahudi sunucusu Barry Champlain. Programının ulusal platforma taşınacağını öğrenmesi ve dinleyenlerinin onunla olan  problemlerini kişisel hale getirmesi üzerine hayatının altüst olması hakkında.

  Film bana göre, Amerikan Halkı’nın (ki buna benzer kişiler her toplumda var) küçük bir kısmını oluşturan, toplumdan dışlanmış, hasta ruhlu, faşizan kişilerin kendilerince reddettikleri  hakların, onlara verdiği cesaret kırıntısıyla nasıl birer canavara dönüşebileceğini ve tıpkı bilinç dışımızda bastırdığımız vahşi tarafımız gibi onları da bastırmanın sadece görmezden gelmek olduğunun izahı diyebilirim. Film, derinliği olan kapsamlı bir olaydan ziyade, bahsettiğim toplum problemini gerçeğe dayalı sağlam hikayesi ve bazen filmi durdurup üzerine uzunca düşünmek isteyeceğiniz tiradlar ve diyaloglarla bezenmiş. Görsel açıdan ise özellikle radyo programı sahnelerinde iç içe geçmiş görüntüler ve filmin bol bol barındırdığı gerginlik hissini, Eric Bogosian’ın harika oyunculuğu ile harmanlayan kamera açıları radyo programcısının hislerini bize aktaran bir geçit görevindeler sanki.

   Yazının başında bahsettiğim gibi ihtiyacımız olan şey iletişim. Talk Radio da bu amaç uğruna eskiden olduğu kişiyi, başarıyı ve hayatını feda eden bir radyo programcısını anlatan bir film. Umarım onu izlemeye ve onun size aktardıklarını kendinizle tartışmaya vakit ayırırsınız. İyi Seyirler...